porno izle gizli cekim porno izle gizli cekim porno izle gizli cekim porno izle agarw porno izle gizli cekim porno izle adana escort türk gay porno

Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latfi SELVİ-RÖPORTAJ

Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latfi SELVİ gündemi değerlendirmişti. Ratosyandan, nöbet ücretine birçok konuda gündemi değerlendiren başkanın söylediklerinden çoğu gerçekleşti. Nöbet ücreti kazanımı, rotasyon iptali vb.

Mayıs 2015

Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latfi SELVİ ile RÖPORTAJ

 

Satır Başları

 

Rotasyonun uygulanması ile ilgili hükümetin kafası karışık durumdadır.

Haziran ayında bir miktar öğretmen alımı olacağı kanaatindeyiz.

Geçen yıl ataması yapılan 40 bin öğretmen ile ilgili bir çalışma yapmaktayız. Özür grubunda tayin istemleri ile igili.

Başörtülü İlçe Milli Eğitim Müdürü için, bizim için ehliyet önemlidir.

Tayinlerden önce norm güncellemesinin yapılmaması haksızlıktır.

Talebimiz Her Tutulan Nöbet Günü İçin 6 Saat Ek Ders Ücretidir.

 

  

 

RÖPORTAJ TAM METİN

 

1- Türkiye’deki sendikacılık hareketleri ile dünyadaki sendikacılık hareketlerini kısaca karşılaştırır mısınız?

 

 

Sendikacılığı değerlendirdiğimiz zaman;

 

Sendikacılık ilk doğduğu zaman sanayi devriminin ilk gelişme yıllarıdır. İnsanlar köylerden şehirlere kitleler halinde takın ettiler. Ağaların marabaları olmaktansa şehirde kendi işimizin sahibi olacağız diye düşündüler fakat karşılaştıkları durum değişmedi ağaların yerini patronlar aldı, marabaların yerini işçi aldı ve değişen bir şey olmadı. Hatta “hadi gel köyümüze geri dönelim” şarkıları söylendi çünkü ağa hiç olmazsa oturacak bir ev veriyordu. Hastalandığı zaman doktora götürüyordu, çocuklarının eğitimiyle ilgileniyordu. Ambarlarında gıdaları eksik olmuyordu. Ama şehirde maaşı ödendikten sonra hiçbir şeyiyle ilgilenmeyen bir patron kitlesiyle karşılaştı. Ağaların evlerinde oturamasalar da ağaların bahçelerinde oturan köy çalışanları nihayeti itibari ile ağaları ile komşu idi. Ama şehirlerde komşuluk imkanı da verilmedi. Varoş kültürü dediğimiz şey buradan doğdu. Yani artık şehrin seçkin kesimlerinin oturduğu yerde onlara hayat hakkı yoktu. Şehir kültürünün parçası yapılmadılar varoş kesim oluştu. Patronlar şunu dedi maaşını aldıktan sonra senin nerde oturacağın… beni ilgilendirmez. Daha sonra şehir uyanıkları bunlara hazine arazilerini korsanlayıp bunlara parseller şeklinde sattı. Hazine evlerine yapılan bu evlerin çoğu imece usulü ile yapılmıştır. Bugün o araziler değerli hale gelmiş olabilir ama  dün itibari ile böyle şartlarda yapıldılar. Bir gecede devletten saklayarak başın sokacakları bir evleri oldu. Türkiyede esasında 2B arazileri dediğimiz arazilerin çoğu bu arazilerdir…

Bunu şunun için anlattım. Sendikacılık çok zor şartlarda oluştu. “Dayanışma Sandıklarını” kurudular ilk sendikalar bunlardır. Sonra modern anlamda sendikacılık diyebileceğimiz sendikacılık 2. Dünya savaşından sonradır. Bizde de aynı dönemde sendika yasası kurulmuş ama sendika açmanın önü açılmamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında zararlı unsurlar olarak görülüp faaliyetlerine son verilmiştir…

Batıda sendikacılık sistemli ve bütün çalışma hayatını kuşatacak şekilde bazı ülkelerde sendika yasası olmamasına rağmen sendikacılık sistemli bir şekilde yürümektedir. Sendikalar batıda artık işverenler tarafından da teşvik edilmektedir. Çünkü yapılanmada şu var; bir taraf bir yetki kullanıyorsa diğer tarafında kullanacağı bir yetki olmalıdır. Çalışanlar yetkisini güç birliği yaparak kullanabilirler. Bir kişi işe girdiği zaman sendikaya da üye olma imkanı verilmektedir. Yani işe giren kişi aynı zamanda bir sendikaya da üye olur…

Batıda sendikacılığın başlaması sosyalist paradigmanın etkisinde oluştu. Sosyalist paradigmaya bir sitemimiz birde teşekkürümüz var. Teşekkürümüz, çalışma hayatını örgütlediler. Sitemimiz örgütlü yapıyı dünyada yeni bir siyasi ve ideolojik paradigmaya dönüştürdüler. Çalışanların emeği üzerinden siyasi güç devşirdiler. İktidara gelmeyi hedeflediler. Devrimci Hareketler ve Anarşist Hareketleri yeşerttiler…Devrimci Hareketler gerçekten devrimleri yaptılar dünyanın bir çok yerinde devrimler gerçekleşti. Bu kez patronların yerini “devlet elitleri” aldı. Çalışanlar için yine değişen bir şey olmadı. Kamu bürokrasini yönetenler devletin bütün imkanlarını kullanarak sömürü gerçekleştirdiler. Çalışanların olumsuz koşulları mahkumluk şeklinde devam etti. Hatta baş kaldıranları gizli gizli öldürüldü. Sosyalist bloktaki yaşam, kapitalist bloktaki yaşamdan daha kötü oldu. Bunun en somut örneği Rusya’ dır… Bunun olumsuz etkilerini Karadeniz sahilimizde oluşan olumsuz örneklerle gördük… Geçim sıkıntısından meydana gelen problemlerdi… Burudan şuraya geliyorum bu hareketler emeği örgütledi, emeğin üzerinden siyasal kazanımlar elde etti, emeğin kazanmasına izin vermedi…

Avrupa da bu mesele sonra belli bir dengeye geldi. Bu denge işeveren ve çalışan dengesidir. Mutluluktan herkes pay almaya başladı. Çalışanlar artık paydaş olarak görülmeye başladı. Bu anlayış yerleşti…

Türkiye de ise sendikacılık 1950-1952 de ilk sendikal faaliyet başladı. İnönü’ nün tavsiyesiyle oldu. Bunlar yarın bize lazım olur anlayışıyla devlet eliyle kurulmuştur… 1961 Anayasası kamu sendikacılığına kapı araladı… 1971 muhtırasında bu yapılar büyük yara aldı… 1970 li yıllar alternatif sendikacılığın başladığı yıllardır… Disk, Misk ve Hak İş kuruldu. Özellikle Hak İş kurulması dünyada da örneği az olan bir yapılanmadır. Çünkü ilk defa “sosyalistlerin” din karşıtı söylemleri ile yeşerttikleri sendikal söylem ve emek söylemi dindar insanların söylediği bir söyleme dönüştü. Bu sendikacılıkta önemli bir kırılmadır. Devrim niteliğindedir. İlk sendikacılık harketlerinin başladığı yıllar modernizmin baskın olduğu yıllardır. O yıllarda her şey metaryalist temelde yer buluyordu. Bu çalışma hayatı için çok tehlikeliydi. Kendi meteryal amaçlarını gerçekleştirmek için bütün yapıları ideolojileri için kullandılar. Din bizim gelişmememize karşıdır diyerek başladılar. Halbuki insanlar dindar oldukları için mağdur değildi. Baskın elit zümrenin hegomanyasından dolayı insanlar mağdurdu. Hak İş’ bu çıkışı çok önemli bir kilometre taşıdır… ILO sözleşmelerine Türkiye imza attı ama kamu sendikacılığına imkan veren düzenlemelere muhalefet şerri attı. ILO ya atılan imzaların bu noktada bir anlamı olmadı. Kamu sendikacılığı 1990 lı yıllarda başladı…

Türkiyede sendikacılığın en önemli kazanımı kamu çalışma hayatında 2010 yılında gerçekleşen referandumdur. Bunun en önemli kazanımı da “Toplu Sözleşme Hakkı”dır.

Türkiye henüz batı standardında gelişmiş bir sendikacılık yapısına sahip değildir. Büyük eksiklikleri var.

Siyaset yapma hakkı yok.

Grev yapma hakkı yok.

İş sendikacılığında da grev yapma hakkı son derece zor hale getirilmiştir.

Sendikalaşma sayısı çok az.

Bunlar Türkiye de sendikacılıkta yeterince mesafe katledilmediğini gösteriyor.

Memur sendikacılığı biraz daha iyi durumdadır, işçi sendikacılığının ise yeniden yapılandırılması gerekir… Batıda özel sektörde sendikacılık yaygın iken bizde neredeyse sıfıra yakındır. Bu hiç iyi bir durum değildir. İşverenler yaptığımız görüşmelerde bunu görüyöruz ki bir tereddüt var. Örgütlenme olursa iş hayatımız biter. Aslında iş hayatımızı geliştirecekler diye düşünmeleri gerekir. Bu böyle değildir, bu imajın yenilenmesi için yeni standartların getirilmesi gerekir.

Benim kanaatim İslam Dünyasının sendikacılıkla biraz daha fazla mesgul olması gerekir. İslam Dünyasının diğer ülkelerinde Türkiye kadar sendikacılık gelişmemiştir.  Türkiye bunlarada örneklik yapabilir.

Sendikacılık Avrupa da ideolojiden çalışma hayatına dönüktür. Siyasal paradigma paydaşından çıkarak çalışma hayatın dönük faaliyette bulunan yapılar haline geliyor. Bu dönüşüm doğrudur. Dinle, gelenekle veya rakiplerle kavga eden değil temsil ettiği zümrenin kazanımlarına dönük çalışma yapan bir yapıya dönüyor.

Türkiyede de gelişimini bu yönde geliştirecektir.

Özetle batıya göre sendikacılıkta önemli miktarda eksiklikler var.  Hem yasal olarak, hem sendikal faaliyetler olarak hemde sendikacılığın toplumdaki kabul durumu olarak böyledir. Ama yönümüz doğrudur, hergün bir adım daha ileriye doğru gidiyoruz… Modern anlamda sendikacılık yapacağız.

Grev ve toplu sözleşme olmazsa olmaz. Grevde herhangi bir düzenleme yok. Siyaset hakkından mahrumdurlar. Ümit ederim ki bu gelişmeleri sağlayıp buna imza atarız.

 

 

           2- Rotasyon Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

 

Rotasyon gibi ekstra düzenlemelerin gereksiz olduğu kanaatindeyiz. Temel bakış açımız budur. Fakat bu uygulama yapılacaksa eğitim çalışanlarını mağdur etmeden hizmetin gereğini yaygınlaştırmak amacıyla planlamak gerekiyor.

Buradaki en önemli durum mahrumiyet bölgelerindeki arkadaşlarımız tecrübeli eğitimcilerin kendilerine hizmet vermesini istiyor. Tabi bunlar yapılacaksa mağduriyetler oluşturulmadan yapılmalıdır. Bizim kaanatimiz her ilçenin bir eğitim bölgesi şeklinde tanımlanması, yalnızca metropol ilçelerin birbirine geçişini sağlayacak öncelik isteğe bağlı resen de yapılacaksa bulunduğu eğitim bölgesi içinde olmalıdır. Aksi halde olmamalıdır. İlçeler arasındaki geçiş isteğe bağlı olmalıdır.

Uygulama ile ilgili gelinen nokta ise bakanlığımız klavuz hazırladı önemli miktarda ilin genelini baz alan yapılması düşünülen bir girişim vardı. Geçmişte bir de iller arası bir durum vardı buna mani olduk. İl genelini masaya yatırarak norm güncellenmesi yapılması ve rotasyon yapılmasına itiraz ettik. Şuanda bizim taleb ettiğimiz bir noktaya getirdik. Yani bulunduğu ilçe içerisinde aile bütünlüğünü bozmadan hizmet edebileceği bir noktaya geldi. Bunun bir istisnası var. Bazı branşlarda herhangi bir yer yoksa yakın ilçelerde değerlendirilebilir mi, bu noktada biz uyarıyoruz uzak ilçeleri görevlendirilmelerine imkan vermeyeceğiz. Bunu da buradan belirtmiş olalım. Şuanda bakanlık ile yaptığımız görüşmelerde  de böyle bir durum olmayacağı belirtildi. Hatta bu hususta gerekirse biz bir genelge yayınlarız rotasyonun kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlarız dediler(MEB).

Rotasyonun bu yıl uygulanmaması şeklinde bir kanaat vardı. Fakat bakanlık yetkileriyle yaptığımız görüşmede kendilerine böyle bir tebligatın henüz yapılmadığı belirtildi.

Özü itibarı ile bu tür düzenlemleri gerekli görmüyoruz. Uygulanacaksa da kişi mağduriyeti oluşturmamalıdır. Mağduriyet oluşturacak durumlarla ilgili bakanlıkla görüştük mutabakat sağladık. Kalvuza  da önemli miktarda yansıdı. Uzak ilçelerle ilgili mağduriyete de izin vermeyeceğiz.

 

 

             3- Öğretmen Ataması Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

 

Biz öğretmen atamalarının hızlı bir şekilde yapılıp açığın kapanmasını istiyoruz. Öğrencilerin eşit şartlarda eğitim görmesini istiyoruz.

Öğretmen mahrumiyeti yaşayan çocuklarımız dezavantajlı duruma gelebilirler. Ucretli veya geçici öğretmen çözüm değildir, öğrencilerimiz ak ettiği eğitim alamamaktadır. Ciddi öğretmen alımlarına rağmen bakanlık verilerine göre 130 bin öğretmen açığı bulunmaktadır. Biz açıkların mali bütçeyi biraz daha artırılarak kapatılmasını istiyoruz. Bazen gerekçe olarak fazla öğretmenleri yerleştirmekte sıkıntı yaşadıklarını bakanlık belirtiyor(norm fazlası) bu zor her zaman olacaktır. Norm fazlası durumun tamamen çözülmesi mümkün değil çünkü bazen kolay çözülemeyen aile durumları gibi durumlar söz konusudur.

Yani daha köklü çözümlere ihtiyacımız vardır. Kaybedilen her yıl çocuklarımız için telafisi mümkün olmayan durumlara yol açabilir. Çünkü bu hizmetin başka bir çözümü yoktur, onun için öğretmen alımı makası biraz daha geniş tutulmalıdır.

Haziran ayında bir miktar öğretmen alımı olacağı kanaatindeyiz.

Öğretmen bekleyen öğrenci var, öğrenci bekleyen öğretmen var. Hükümet eğitime ayrılan bütçeyi artırdı kendilerine teşekkür ediyoruz. O zaman şunu diyoruz; mademki eğitime önem veriyorsunuz öğrencilerimizi sevindirelim, öğrencilerimiz sevinirse öğretmenlerimiz sevinecektir.

 

                     4- Norm Fazlası Öğretmenler?

 

Bu yıllarca il bazı genelini kapsayacak şeklinde yerleştirilmesi esası vardı. İlgili yönetmeliğin bu maddesini bizde katkı vererek bakanlıkta uygun gördüğü için uygulatmadı. Bunun uygulanmamasının nedeni de şuydu; bir norm kadro doldururken parçalanmış aile gibi problemlerin oluşma durumunun olmasıydı.

Mesela norm güncellemeleri yapılmadı 29 Mayıs itibarıyla atamalar yapılacak, Haziran da norm güncellemesi olacak, bu güncellemeye bağlı olarak şuanda atanan öğretmenlerimizden bir kısmı norm fazlası olacak. Perki soruyorum bunun suçu ne? Öğretmenden kaynaklanan bir durum mu? Bu hata öğretmenin değildir. Bu haksızlıktır ve bu kişi norm fazlası olursa bunu da bir yere savurursak haksızlık iki katına çıkar. Bunun için bu haksızlığa izin vermeyeceğiz. Ancak isteğe bağlı olabilir. Ya da bulunduğu ilçe içinde olmalıdır.

 

   5- Nöbet Ücretinde Geline Durum Nedir? Gücünüze Rağnem Hükümet Talepleriniz Çok Ağırdan Almıyor Mu?

 

 

Bu  yılın en temel gündem maddelerinden birisiydi. 2014 yılı Toplu Sözleşmesinde ilk defa biz gündeme getirdik. Üzerinde çalışılması kararı alındı ve gerekli adımlar atıldı. Belli bir noktaya geldi.

Şuan itibarı ile sözlü ve yazılı talebimizin karşılığı olarak, MEB bunu Bakanlar Kuruluna taşımış durumdadır. Buna sınav ücretleri de dahildir.

Talebimiz Her Tutulan Nöbet Günü İçin 6 Saat Ek Ders Ücretidir.

Bakanlığımızda bunu istiyor, bizde istiyoruz, Toplu Sözleşmede bunu İnşallah çözeceğiz.

Bizim şöyle bir duruşumuz da var; biz Memurseniz bizim taleplerimizi karşılarsanız dost oluruz yoksa düşman oluruz gibi bir tarzımız yoktur. Biz sendikacılık yapıyoruz bizim taleplerimiz vardır. Çalışanlar adına millet adına bunu talep ederiz. Hükümette gücünü milletten alıyor, onlarda milletin taleplerini dikkate alıyor.

Örnek üzerinden değerlendirecek olursak kangren olmuş “başörtüsü” mağduriyetini Memursen çözümü için öncülük etti, hükümette bunu çözdü. Bu şu anlama geliyor, hükümetin katkısı elbette var, onlar adım attı, ateş haline gelen bir konuydu kimse dokunamıyordu ama Memursen olarak bunun böyle olmadığına öncülük ettik. Bu tamamen ön yargılardan oluşmuş tepkisel bir durumdu.

Yani bunlar çözümün yöntemini ve iradesini gösteriyor.  Burada başak sivil toplum kuruluşlarının da etkisi var herkese teşekkür ediyoruz. Bu örnekler çalışma ve günlük hayat açısından çoğaltılabilir.

Aynı zamanda şöyle bir mantık gelişmiştir; yalnızca hükümet ve bürokrasi bütün sorunları çözemez ve çözmemelidir paydaşları olmalıdır. Sendikalarda bu hususta özellikle ön planda olmalıdır ve en önemli paydaşıdır. Bizimle attıkları adımlarda eski hatalarını yaşmazlar ve gelecek açısından ülkemiz için iyi şeyler yapmış olacağız.

 

          6- Emekli Öğretmenlerin Durumu?

 

Öncelikle emekli bir sene üye olmalıdır. Bu sayı sınırlıdır.

Bizim tavsiyemiz öncelikle şudur; önce bize üye olmalılar ve destek vermelilerdir. Tabana zam gelmesine bundan sonra daha çok önem vereceğiz ve bunun örneği olarak geçen yıl yaptığımız hamle ile yeni emekli olanlara 5200 TL daha fazla ödeme yapıldı.

Emekli öğretmenlerimiz mağdur oldular çünkü yıllarca kazanımlarımızı yan ödemelerden aldık ve emlilere yansımadı. Bundan sonra emekliliğimizi de düşünen talepler zinciriyle gideceğiz, bunu dikkate alacağız. Emeklilerimizin adresi masadaki yetkili sendika olmalıdır, buna çok dikkate etmelerini istiyoruz. Muhataplarının kıymetlerini bilmelerini ve çözümü yanlış yerde aramamalarını rica ediyorum. Bu gerçekle bize güç katmış olacaklardır.

 

  7- Türkiyenin İlk Başörtülü İlçe Milli Eğitim Müdür Hakkındaki Görüşünüz Nedir?

 

Biz kadın, erkek ayrımı yapmıyoruz. İşin liyakatına kim uygunsa o makama gelsin. Yalnız başına başörtülü olduğu için, kadın olduğu için, erkek olduğu için tercih nedeni olamaz. Bizim için ehliyet öndedir. Görevini düzgün yapması önelidir. Bazı kız öğrenci yurdu gibi özel durumlar hariç kişini yaptığı işin kalitesine bakılmalıdır. İşini düzgün yapan kişileri destekleriz, yanlış yaparsa da kim olursa olsun kendi açımızdan gerekeni yaparız. Yanlışlarını ortaya koyarız. Temel yaklaşımımız budur. Ayrımcı yaklaşımları sevmiyoruz.

Eğitim-öğretim hayatı bir bütündür, çalışanları birbirinden ayıramayız.

 

8- Aday Öğretmenler Yeni Bir Durum Var Mıdır?

 

Geçen yıl ataması yapılan 40 bin öğretmen ile ilgili bir çalışma yapmaktayız. Özür grubunda tayin isteyebilmeleri için çalışmamızda büyük mesafe aldık büyük ihtimalle bunu çözeceğiz bunu da ifade etmek isterim.

ETİKETLER : latif selvi Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latfi SELVİ
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer RÖPORTAJ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Döviz Kurları
Anket
Sizce Eğitim sistemimiz nasıl kademelendirilmeli?
1+4+4+4 olmalı
4+4+4 devam edilmeli
1+5+3+3 olmalı
5+3+3 olmalı
Kesintisiz eğitime devam edilmeli 8+3
Zorunlu eğitim olmamalı
5 yıl zorunlu olmalı
www.kamuhaber7.com
© Copyright 2017 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
SEÇİM 2015